22 Temmuz 2020 Çarşamba

Kendime Geldim, Hoş Geldim!

Her insanın bir rengi vardır, benim rengim gri, beyaza koşarken siyaha yakalandım. Omuzlarımdan tutup beni sarsarken hayatın tozpembe raflarından savruldum. Savruldum, savruldum, savruldum. Duruldum. Neredeyim, ne yapıyorum bilmiyorum. Zamandan haberim yok. Saatlerdir şık ama rahatsız,örtülerle sarmalanmış salon takımının üzerinde çıplak bir şekilde uzanıyorum. Merak etmeyin örtüyü kaldırdım. Şakaklarıma saplanan mızraklarla başımı ovuştumak isterken ellerimin şişliği buna izin vermiyor. Yorgun bedenim yerinden bir milim kıpırdayamazken dünden beri mideme bir şey gitmediğini hatırlayıp konsoldan iki küp şeker alıp yerime geçiyorum. Annemin sinir krizlerinden birini daha atlattık bugün. Her seferinde sarf ettiği ağır cümlelerle daha da kırılamam heralde deyip kırılmaya devam ettim. Ambulans sesleri yankılanıyor caddede, hastanenin hemen yanında büyüyüp her gün tanık olduğum ölümlerden bu kadar hâkim olabilirim ölmeye. Ben Şeyma. 19 yaşında henüz hayata tutunamayan genç bir kızım. Başaramayacağım şey yoktur, ben her şeyi başarabilirim demek isterdim. Ne yazık ki başarabildiğim iki şey var; sevmek ve sevilmemek. Hep birlikte sevmeye ve sevilmeye; bir dala, bir umuda tutunabilmeye hatta yaşamayı öğrenmeye geldim. Hoş geldim. Aylardır hatta yıllardır keşfedilmeyi bekledim durdum. Artık keşfedilme vaktim geldi, kendimi keşfettirmeye geldim. Öncelikle beni keşfetmenize olanak sağlayana sonsuz şükranlarımla...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder